Ayaklardaki Kılcal Damar Çatlamaları, Oluşma Nedenleri ve Tedavi Yolları

Ayaklarda bulunan kılcal damarların çatlamasının nasıl bir hastalık olduğu, hangi sebeplerden ötürü çatladıkları ve tedavi etmek üzere ne tür tedavi yollarının olduğu üzerine makale.

Ayak Kılcal Damar Çatlaması

Dış deri yüzeyine yakın kılcal damarların çeşitli sebeplerle genişleyerek çatlaması ve görünür hale gelmesi telanjektazi olarak adlandırılan durumun ortaya çıkmasına yol açar. Bu durum nadir görülen bir rahatsızlık olmayıp toplumdaki birçok kişide görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen bir hastalıktır.

Bu çatlaklar vücudun herhangi bir bölgesinde görülebilirler. Ayaklarda görülen kılcal damar çatlamaları en sık görülenlerden bir tanesidir. Kimi durumlarda varisle karıştırılırlar fakat damar çatlaklarının varise dönüşme ihtimalleri yoktur. Bir kere oluşan damar çatlağı kendiliğinden iyileşmediği için eğer estetik açıdan rahatsızlık veriyorsa mutlaka tedavi edilmelidir. Bu nedenle hastalık oluştuktan sonra tedavi yerine çatlama olmasını engellemek için koruyucu tedbirler almak daha faydalı bir yol olacaktır.

Kılcal damar çatlamaları herhangi bir ağrıya ve acıya neden olmazlar. Eğer ağrı hissediliyorsa rahatsızlığın damar çatlaması değil, varis olması daha muhtemeldir.

Kadınlarda daha fazla görülen kılcal damar çatlamaları ergenlik sonrası başlayarak ömür boyunca devam edebilir. Hamilelik dönemlerinde yeni çatlaklar oluşabileceği gibi, hali hazırda olanların da genişlemeleri ve çoğalmaları mümkündür. 

Ayak Kılcal Damar Çatlamasının Nedenleri

Ayak kılcal damarlarının çatlama nedenleri genetik yatkınlık olabileceği gibi dış etkenlerden kaynaklı da olabilir. Bu nedenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Cildin ince bir yapısının olması
  • Aşırı güneş altında kalmak
  • Sigara
  • Radyasyon tedavisi almak
  • Kortizonlu krem kullanımı
  • Sürekli ısı değişimlerine maruz kalmak
  • Ağır ve yoğun spor yapmak
  • Obezite
  • Hamilelik
  • Yaş alma

Genetik yatkınlık da çatlak oluşmasında etkili olan çok büyük bir nedendir. Aile geçmişinde damar çatlaması olanlar büyük ihtimal kendilerinde de bu durumu deneyimleyeceklerdir. Genetik yatkınlık dışında diğer çatlak oluşturucu nedenlerini ortadan kaldırmak ve hayat tarzında değişiklikler yapmak hastalığın görülme ihtimalini azaltacaktır. Özellikle aşırı kilolu kişilerin kilo vermesi, sigara kullanımının bırakılması, düzenli ve hafif egzersizlerin yapılması çatlak oluşmasını engelleyici yaklaşımlardandır.

Kimi sağlık koşullarında, radyasyon tedavisi almak veya kortizonlu merhemler kullanmak gibi, bu rahatsızlığın oluşma ihtimali artmaktadır. Bu durumlarda kişiler çatlamanın minimum düzeyde olması, meydana gelenlerin daha da fazla ilerlememesi için diğer kişilere kıyasla daha da fazla dikkatli olmalıdırlar.

Ayak Kılcal Damar Çatlamasının Tedavisi

Kılcal damar çatlamaları kendi kendilerine iyileşmezler. Mutlaka bir tedavi görmeleri gerekmektedir. Herhangi bir ağrı veya sızıya neden olmadıkları için tedavi arayışı sadece estetik kaygılar nedeniyle görülür. Özellikle kadınlar açısından ayaklarda bulunan kılcal damarlar büyük bir estetik rahatsızlık oluşturduğu için çoğunlukla tedavi edilmek istenmektedir. Bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılan iki yöntem lazer ve radyo frekans tedavisidir.

Lazer tedavi ağrısız ve etkili bir tedavi yöntemidir

Damar genişlemesi tedavisinde lazer kullanımı radyo frekansa daha yaygın olan bir uygulamadır. Lazer tedavisi yaş, cinsiyet, cilt yapısı farketmeksizin her kişideki çatlaklar için kullanılabilen bir yöntemdir. Herhangi bir anesteziye gerek kalmadan uygulanır ve seanslar halinde gerçekleştirilmektedir. Lazer tedavisinde cilt üzerine yollanan lazer ışınları ısınarak deri yüzeyine yakın çatlamış olan kılcal damarları büzüştürür. Bu sayede genişmiş olan damarlar daralarak ortaya çıkartmış olduğu estetik açıdan rahatsız edici durum ortadan kaldırılmış olur. Tamamen ağrısız olan bu tedavi kişinin gündelik hayatını hiçbir şekilde engellemeden normal yaşantısına devam etmesini sağlamaktadır. Ortalama olarak birer aylık aralıklarla toplamda duruma göre üç veya dört seansla tedavi gerçekleştirilmektedir.

Radyo frekans yöntemi de lazer tedavisine benzer olmakla birlikte bu yöntemde lazer ışınları yerine radyo dalgaları gönderilmektedir. Lazer tedaviye göre daha az tercih edilmekle birlikte son yıllarda radyo frekans cihazlarındaki teknolojik gelişmeler bu tedavinin kullanımını artırmıştır. İşleyişi biçimi lazer tedaviyle aynı olup tek fark lazer ışını yerine radyo dalgalarının cilde gönderilerek gerçekleştirilmesidir.



Kullanıcı Yorumları ve Oyları 1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2017-2019 – Kan damarları ve Hastalıkları

Bu sitedeki tüm makaleler tamamen bilgilendirme amaçlıdır! Anlatılan tedavi yöntemleri, ilaç isimleri ve beslenme önerileri doktor ve diyetisyen kontrolü olmadan uygulanmamalıdır. İletişim ve Reklam Formu