Beyin Anevrizması Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Beyin anevrizması, beyindeki atardamar üzerinde meydana gelen ve git gide incelen ve en ince olduğu noktada bir baloncuk oluşumu sonrasında patlayan bir durumdur. .

Beyin, hiç şüphesiz ki tüm canlılar için son derece büyük bir öneme sahip olan bir organdır. Bu denli büyük bir öneme sahip olması sebebi ile de, beyinde meydana gelebilecek en ufak bir hasar dahi çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Anevrizma, en genel hali ile atardamar duvarı üzerinde meydana gelen baloncuk olarak tanımlanabilir. Genellikle yaşlı kimselerde meydana gelen anevrizma duvarı, git gide incelen ve en ince olduğu noktada bir baloncuk oluşumu sonrasında patlayan bir durumdur.

Beyin Anevrizması ve Belirtileri

Beyin içerisinde meydana gelen anevrizma duvarı, özellikle yaşlı kişilerin beyninde oluşan ve sonucu çok ciddi olabilen bir hastalıktır. Bu duvarın zaman içerisinde patlaması, beyin kanaması gibi sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalığın da kendisini gösterdiği birtakım belirtiler söz konusudur. Bu belirtilerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • Tansiyon yüksekliği
  • Kolesterol yüksekliği
  • Beyne alınan ani ve şiddetli yaralama
  • Genetik faktörler( Aile soy ağacında beyin baloncuğu hastalığı olan kişilerde görülme riski yüksektir)
  • Kadınlarda doğum esnasında meydana gelen komplikasyonlar
  • Atar damar üzerinde oluşan enfeksiyonlar
  • Kan akışında meydana gelen anormalliğe bağlı olan atar damar problemleri

Bu gibi belirtiler, kişilerin direkt olarak kendilerinin anlayabileceği belirtiler değildir. Bu sebeple de kişilerin düzenli olarak herhangi bir hastalığı olmasa dahi sağlık kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Böylelikle bu gibi ciddi hastalıkların teşhisi çok daha erken olabilmekte ve kişiler gerekli tedavilerini daha kısa sürede ve başarılı bir şekilde tamamlayabilir.

Beyin Anevrizması Nedenleri ve Teşhisi

Geç kalınması ya da tedavi altına alınmaması halinde çok ciddi sonuçlara sebebiyet verebilen beyin anevrizması, kesin bir nedene bağlı olarak çıkmamaktadır. Uzun süren gözlemler sonucunda bu hastalığa sebep veren durumlar ortaya çıkartılabilir. En büyük etkenin genetik faktör olmasının yanı sıra aynı zamanda sigara ve alkol tüketimi de, bu hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Aynı zamanda tansiyonun bir anda yükselmesi gibi sağlık problemleri de, kişilerde anevrizma sebebi olarak ortaya koyulabilmektedir.

Anevrizma oluşumu, doğuştan gelen bir rahatsızlık olmamak ile birlikte 30 yaşını geçen kişilerde çok daha yaygın bir şekilde görülmektedir. Kişilerin aile soy ağacında birinci dereceden akrabalarda anevrizma olması halinde, düzenli olarak kontrollerini yaptırmaları da hayati bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda ise, bu hastalığın teşhisi açısından yapılan MR uygulaması, son derece net sonuçlar verilebilmektedir.

Bu hastalığın teşhisinin ardından ise, hastalık derecesine bağlı olarak birbirinden farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. En doğru tedavi yöntemi, uzman doktor tarafından belirlenerek en kısa sürede başlanmalıdır.

Beyin Anevrizması Tedavisi 

Bu hastalığın tedavisi için iki farklı yöntem söz konusudur. Kapalı ve açık anevrizma tedavisi, hastalığın derecesi ve hastanın uygunluğu durumlarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Kapalı Anevrizma Tedavisi

Kapalı anevrizma tedavisinde, hastanın beyni açılmadan damar içerisinden girerek hastalığın iyileştirilmesi sağlanır. Tedavi başlangıcında öncelikle hastanın kasık bölgesinden 2 mm çapında olacak şekilde bir kateter yerleştirilir. Çok ince, içi dolu olmayan ve yumuşak bir yapıya sahip olan mikrokateter ile birlikte anevrizmanın kapatılması sağlanır. Anevrizma boşluğu içerisine gönderilen mikrokateter, anevrizma kesesine platinden yapılmış olan koil adlı bir madde ile doldurulur. Anevrizmanın içerisine kan girene kadar bu işlem devam ettirilir ve daha sonrasında ise tamamlanır. Yapılan bütün bu işlemler ise, anjiyografi cihazı ile yakından takip edilir. Tedavi sonrasında 2-3 gün içerisinde hasta normal hayatına geri dönebilir.

Açık Anevrizma Tedavisi

Açık tedavide, hasta genel anestezi ile uyutulur ve cerrahi bir işlem uygulanır. Kafatasından anevrizmaya ulaşabilmek için gerekli delik açılır ve beyin zarı kesilerek bu bölgeye ulaşılır. Mikroskop aracılığı ile dikkatli bir şekilde devam eden bu işlemlerde, atardamar ile anevrizma duvarı arasında bir klips koyulur ve kan akışının durması sağlanır. İşlem sonrasında beyin zarı dikilir ve kafatası düzeltilir.

Bu iki tedavi yönteminde de, birtakım riskler söz konusu olabilmektedir. Fakat bu noktada en önemli unsur, anevrizmanın kanamış olup olmamasıdır. Kanamış olan anevrizma, çok daha ciddi komplikasyonları da beraberinde getirmektedir. Kişilerin MR ve bu gibi uygulamalar sonrasında durumları çok daha net bir şekilde ortaya çıkmakta ve böylelikle en doğru tedavi yöntemine karar verilebilir.



Kullanıcı Yorumları ve Oyları 1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2017-2019 – Kan damarları ve Hastalıkları

Bu sitedeki tüm makaleler tamamen bilgilendirme amaçlıdır! Anlatılan tedavi yöntemleri, ilaç isimleri ve beslenme önerileri doktor ve diyetisyen kontrolü olmadan uygulanmamalıdır. İletişim ve Reklam Formu