Damar Tıkanıklığı Nedenleri Nedir ve Nasıl Sınıflandırılır?

Diyabet, hipertansiyon, yaş ve beslenme tarzı gibi birçok faktörün etkisinde ortaya çıkma ihtimali olan damar tıkanıklığı, tedavisinde geç kalındığı takdirde öldürücü etkiye sahip bir hastalıktır.

Damar Tıkanıklığı Nedenleri

Vücuttaki sistemleri doğal işleyişinin dışına çıkması ve böylelikle bireyin yaşam kalitesinde önemli ölçülerde düşüş yaşanmasına sebep olan hastalıkların büyük bir bölümü damar temelli hastalıklardır.

Bilindiği üzere damar hastalıkları erken müdahale edilmediği takdirde bireyin yaşantısının sonunu getirebilecek düzeyde tahribata sebep olabilir. Bu nedenle; diğer hastalık gruplarına kıyasla damarlarda meydana gelen problemlerden ötürü kaynaklanan hastalıkların incelenmesine daha geniş bir zaman dilimi ayrılmalı ve kapsamlı değerlendirmeler yapılmalıdır.

Damar tıkanıklığı da adından anlaşılabileceği gibi damar kaynaklı ve vücut için hayli tehlikeli olan bir hastalıktır.

Hastalığın temel nedenlerinden bahsetmeden evvel çıkış noktasını oluşturan damarlar hakkında genel bilgiler vermek daha doğru olacaktır.

Hemen herkesin bildiği gibi insan vücudunda üç tip damar vardır. Bu damarların yapılarını şu şekilde sıralamak ve genel hatlarıyla detaylandırmak mümkündür:

 

  • Atardamarlar: Dış, orta ve iç olmak üzere üç katmandan oluşan atardamarlar, vücut dokularına temiz kan taşıyarak dolaşım sistemindeki görevini yerine getirir. Atardamarlar denildiğinden ilk akıllara gelen şüphesiz Aort’ tur. Aort, vücutta en kritik noktada bulunan ve kalpten aldığı kanı diğer atardamarlara yönlendiren damar şeklinde tarif edilebilir. Atardamarlarla ilgili unutulmaması gereken nokta ise; akciğer atardamarının kirli kan taşıdığı ve bu noktada bir istisna olduğudur.
  • Toplardamarlar: Atardamarlardan farklı olarak toplardamarların yapısında hilal şeklinde kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıkların görevi; yer çekimine karşı çalışan kan iletiminde herhangi bir aksama olmaması diğer bir ifadeyle kanın damar içerisinde geriye kaçmasının engellenmesidir. Toplardamarların yapısı da üç katmadan oluşur ve akciğer toplardamarı dışarıda bırakıldığı takdirde geri kalanların kirli kan taşıdığı görülür. Atardamarlarda da görüldüğü gibi akciğere bağlı damarlar vücuttaki istisnaları oluşturur.
  • Kılcal Damarlar: Bağlantı noktaları olarak da ifade edilebilen bu grup, atardamar ve toplardamarlar arasında köprü görevi görür. Tek katmanlı bir yapıya sahip olması sebebiyle diğer damarlara kıyasla daha hızlı bir şekilde tahribata uğrar.

Hastalığı meydana getiren etkenler temel ve yanal olmak üzere ikiye ayrılır. Temel etkenler; hastalığın oluşumunu doğrudan tetikleyenler olarak nitelendirilirken yanal etkenler; doğrudan hastalığın oluşumunda rol almasa da birkaç farklı etkenle bir araya gelerek hastalığın oluşumuna zemin hazırlayanlar şeklinde ifade edilebilir.

Damar Tıkanıklığını Etkileyen Faktörler

Hastalığın ortaya çıkmasında büyük rol oynayan temel etkenleri şu şekilde listelemek mümkün olacaktır:

  1. Hipertansiyon: Kan basıncının damarlarda normalin üzerinde uzunca bir süre seyretmesi şüphesiz damar yapısını etkileyecek ve geri dönülmesi zor olan hasarlara sebep olacaktır. Yüksek tansiyonun verdiği en büyük hasar; damarın esnek yapısının kaybolmasıdır. Esneklik özelliğini kaybeden bir damarın dolaşımdaki görevinin sekteye uğraması tahmin edilebileceği gibi imkansız bir durumdur.
  2. Diyabet: Şeker hastalığı ile damar tıkanıklığı arasındaki ilişki gerek uzman görüşler gerekse de otoriteler tarafından pek dillendirilmese de istatistikler ikili arasındaki ilişkiye önemli ölçüde ışık tutar. Şeker hastalığına sahip bireylerde beyin felci(inme) görülme olasılığının üç kat artıyor olması bu istatistiklerin başında gelir. Buna ek olarak; diyabet hastalarının % 35′ inde damar tıkanıklığının görülmesi de ikili arasındaki doğru orantılı ilişkiyi ortaya seren verilerden biridir.

Bir önceki paragraflarda belirtilen iki temel faktörü bünyesinde barındıran bireylerin damar tıkanıklığı problemi ile kısa ya da uzun vadede karşı karşıya kalması muhtemeldir. Bu bağlamda bakıldığında, vakit kaybetmeden uzman hekim kontrolüne başvurmanın gerekliliği bir kez daha açık şekilde görülür.

Damar tıkanıklığının yanal etkenleri ise;

  1. Yaş: Özellikle 50 yaşından sonra vücutta dokusal yenilenmenin azalması ve damar yapısının zamanla olağan halini kaybetmesi.
  2. Yaşam tarzı: Bireyin hareketsiz bir yaşantıya sahip olması ve bu nedenle kas-iskelet sisteminin yeterince gelişmemesi.
  3. Beslenme tarzı: Doymuş yağ yönünden zengin besinler ve bol karbonhidrat tüketilmesi.

şeklinde sıralanabilir.

Beslenme tarzı ve yaşam tarzı noktasında yanılgıya düşen bireylerde hastalığın görülme riskinin artış göstereceği şüphesizdir.  Uygun zeminde bir araya gelen bu iki yanal faktör, damar tıkanıklığının ortaya çıkması için gerekli zemini hazırlayacaktır.

Hastalığın nedenleri noktasında unutulmaması gereken bir hususta; sorunun hangi bölgede ortaya çıktığıdır. Örneğin; kalp damarlarında meydana gelen tıkanıklıkların önemli bir kısmı hipertansiyon kaynaklı olurken, bacak bölgesindeki tıkanıklıklarda yaş ve yaşam tarzı faktörleri ön plana çıkmaktadır.



1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (1 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

© 2017-2019 – Kan damarları ve Hastalıkları

Bu sitedeki tüm makaleler tamamen bilgilendirme amaçlıdır! Anlatılan tedavi yöntemleri, ilaç isimleri ve beslenme önerileri doktor ve diyetisyen kontrolü olmadan uygulanmamalıdır. İletişim ve Reklam Formu