Serebral Sinüs Trombozu Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır

Serebral Sinüs Tromboz’un Nasıl Bir Hastalık Olduğu ve Belirtilerinin Nasıl Kendisini Gösterdiği, Tedavisinin Nasıl Yapıldığı Üzerine Makale.

Serebral sinüs trombozu

Tıp tarihinde ilk kez 1825 yılında tanımlanan bu hastalık günümüzde toplum genelinde yaygın bir hastalık olmamakla birlikte her yaş grubundan insanda görülebilir ve özellikle gençlerde daha sık yaşanan bir hastalıktır. Genç yaş grubundaki kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. Nadir görülmekte olan bir hastalık olmakla birlikte iskemik inmenin sebeplerinden birisidir. Ortalama olarak her yüz bin kişiden bir kişide görülebilen hastalığın genç kadınlarda görülme sıklığı genç erkeklere oranla üç kat daha fazladır

Serebral Sinüs Trombozu

Vasküler beyin hastalıklarının yaygın olmayan bir tipi olarak cevaplanabilecek olan serebral tromboz nedir sorusunun yanıtı hastalığın nörolojik boyutuna referans olmaktadır. Santral sinir sistemi venöz hastalığı verilebilecek olan en net hastalık tanımıdır. Venöz sistemde trombüs oluşumunu oluşturan süreçler vücudun diğer periferik venöz sistemi için geçerli olan nedenlerdendir. Ölümcül bir hastalık olması nedeniyle erken tanısı ve tedavisi oldukça önem arz eder ve tedaviye genellikle olumlu cevap verir. Tedavi süreciyle hastalardaki ölüm oranı yüksek bir oranda düşürülebilmektedir. Teşhis edilemeyen veya tedavinin geç kaldığı durumlarda hastalığın ölüm oranı yüzde 6.8 olarak kabul edilmektedir.

 Santral sinir sistemi venöz hastalığı verilebilecek olan en net hastalık tanımıdır

Serebral sinüs trombozu belirtileri

Yaygın olmayan bu hastalığın belirtileri, gerek hastalarda gerekse sağlık personelindeki farkındalığın artmış olması, görüntüleme teknolojilerindeki ilerlemenin getirmiş olduğu faydanın çoğalmasıyla daha rahat bir şekilde teşhis edilebilmekte ve tanı konabilmektedir. Fakat halen tanı hastaların yüzde otuz kadarlık kısmında altta yatan neden tespit edilmesi mümkün olamıyor. Ayrıca günümüzde belirttiğimiz gibi tanı konulması daha başarılı olsa da birbirinden farklı birçok belirtisi olması nedeniyle tanı sürecinde gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle belirtiler dikkatli bir şekilde incelenerek altta yatan hastalığın serebral ven trombozu olduğu kesinlikle gözardı edilmemelidir. Hastalığın tanısında en sık kullanılan ve en güvenli yöntem kraniyal görüntülemedir.

Sinüs trombozun kişiye göre değişen şekillerde çeşitli belirtileri görülebilir. Bu hastalığın en çok ve sık rastlanan belirtisi ise baş ağrısıdır. Kişiler genel olarak sıklıkla yaşadıkları baş ağrısı şikayeti ile sağlık kuruluşların başvurmaktadırlar. Bu baş ağrısı çoğunlukla hastalar tarafından ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli baş ağrısı’ olarak tarif edilir ve sadece birkaç gün içerisinde etkisini aşırı bir şekilde artırabilir. Hastalığın tipik belirtileri arasında görme bozukluğu, epileptik nöbet, motor bozukluğu ve papil ödem de sayılabilir. Bunların dışında çeşitli ve farklı olarak tespit edilen fokal nörolojik bulgular ve bilinç etkilenmesi de gözlenmektedir. Bu semptomların görülmesi genel olarak hastaların üçte birinde gerçekleşir.

Sinüs trombozun kişiye göre değişen şekillerde çeşitli belirtileri görülebilir. Bu hastalığın en çok ve sık rastlanan belirtisi ise baş ağrısıdır. Hastalığın tanısında en sık kullanılan ve en güvenli yöntem kraniyal görüntülemedir.

Serebral sinüs trombozunun tedavi yolları

Hastalığın tedavisinde kullanılan ana tedavi yöntemi antikoagülasyon metodudur. Tedavi süresinin en az üç ile altı ay arasında sürmesi tavsiye edilmektedir. Her ne kadar temel tedavi bu olsa da henüz ven trombozu için en uygun tedavinin ne olması gerektiği heniz net değildir ve modern tıbbi çalışmalar bu yönde devam ettirilmektedir. Antikoagülasyon tedavisi yeterli bir şekilde almış olmasına rağmen şiddetli tromboz sebebiyle herhangi bir iyileşme belirtisi göstermeyen hastalara endovasküler tedavi yaklaşımında bulunulması başarılı olabilmektedir. Uygun antikoagülan tedavisi görmesine rağmen durumunda iyileşme görülmemekle birlikte daha kötüye giden hastalarda lokal trombolizis gibi agresif tedaviler de tedaavi sürecine dahil edilebilmektedir.

Bunların dışında hastalığın tedavi sürecine intrakranial basıncı azaltma amacıyla manitol, steroid, asetozolamid gibi bazı ilaçlarla destek verilebilmektedir. Bazı durumlarda hastaların bir kısmında papil ödem uzun süreli devam etmektedir. Bu tür durumlarda hastanın yakın görme alanı muayenesi düzenli ve sürekli olarak takip edilerek cerrahi müdahalede bulunulması gerekebilir. Venöz by-pass ve shunt uygulaması gibi bu tür cerrahi müdahaleler nadiren uygulanmakla birlikte tedavi süreci içerisinde her zaman bir alternatif olarak hesaba katılmalıdırlar. Bunların dışında sinüs trombozunda steroid kullanımı, tedaviye asetozalamid eklenmesi yapılması, sıvı alımının kısıtlanması gibi farklı bir takım tedavi yöntemleri de kullanılabilir.



Kullanıcı Yorumları ve Oyları 1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2017-2019 – Kan damarları ve Hastalıkları

Bu sitedeki tüm makaleler tamamen bilgilendirme amaçlıdır! Anlatılan tedavi yöntemleri, ilaç isimleri ve beslenme önerileri doktor ve diyetisyen kontrolü olmadan uygulanmamalıdır. İletişim ve Reklam Formu